30 Nisan 2009 Perşembe

İngiltere'ye besleyeceğim tüm hisler buna bağlı, aman diyeyim!


Aylardır gündemde olan bir konuydu bu aslında. Ama şimdi bir şeyi çok istersin olmaz sonra da hani g.t gibi kalırsın ya ortada, işte öyle bir şey olmasın diye kesinleşene kadar yazmak istememiştim buraya. Lakin çok heyecanlı ve gerginim, yazarsam belki rahatlarım diye düşündüm.

Ablam ve eniştem (bu kelimeden nefret ediyorum aslında, çok itici geliyor) 1 yıllığına İngiltere'ye gitmişlerdi bu sonbaharda. "Hazır biz buradayken sen de gel, bir daha kim bilir ne zaman böyle bir fırsat geçer eline..." dediler. Ve ben de bu fikre bayıldım. Düşündük, taşındık, kararlaştırdık ve bu yaz tatilinde benim İngiltere'ye gitmeme karar verdik.

Ama tabii keşke her şey karar vermekle bitseydi. Vize için gereken belgeleri toplamak baya uğraştırdı. Ama daha işin asıl önemli kısmı var. İzmir VAC'de yarın görüşmem var. Belgelerimi teslim edeceğim, mülakatıma gireceğim ve sonra da sonucu bekleyeceğim. Umarım kısa bir sürede belli olur da fazla karın ağrısı çektirmezler.

Şu an cidden çok gerginim. Böyle midemi bir şey burgu burgu deliyor... Bir aksilik çıkacak, evraklarda bir problem olacakmış gibi geliyor. Yarını bir şekilde atlatırsam cidden baya rahatlayacağım. Çünkü bu işe kalkıştığımızdan beri ya vizeyi alamazsam korkusu yaşıyorum sürekli.

Hadi çabucak yarın olsun ve,

lüffen bi' aksilik çıkmasın, lüffen.

26 Nisan 2009 Pazar

İsviçreli bilim adamları küresel ısınmanın sebebini açıkladı!

Amélie: İyi geceler bebek!

W.: Çok ateşli ama bu.. =P

Amélie: Ya evet çok ateşliyimdir. Hatta itiraf ediyorum, küresel ısınmanın sebebi benim.

W.: Ama olmaz bu ben karasal iklimdeyken. Zaten afedersin b.kum donuyor. Çok soğuktu...



Eaahh çocuk mu eğlicem lan ben?



* bkz:
eğlemek

25 Nisan 2009 Cumartesi

Guburmuş bunlar şekerim.


Zombi, Kontes, Elif, Nesnel; yazı yazsınlar da okuyayım diye salyalarım aka aka monitörün başında beklediğim blog sahibi 4 güzide şahsiyet. Dübüratif de blog sahibi bir şahsiyet; lakin şu ana kadar bloguna pek girmemiş olduğumdan henüz salyalarımı akıtamadı. Ha ama o da güzidedir tabii. Niye olmasın ki canım? Hiç yani...

Neyse işte. Bunlar düşünmüşler, taşınmışlar bir toplu blog açmaya karar vermişler. Can sıkıntısı değil mi efem, görüyorsunuz insana neler yaptırıyor...

Bana da yalvardılar, yakardılar, tanıt blogunda bizi dediler. Yetmedi para verdiler... Ben de çok hümanistim bilirsiniz, acıdım. Sevaptır, yardım edeyim azıcık dedim. İşte sırf ondan yazdım bu yazıyı da. Yoksa bloglarının süpersonik olmasıyla, ne bileyim bana "oha, süper olmuş lan bu!" filan dedirtmeleriyle bi' alakası yok. Cidden bak.

Ha evet neydi, Guburuk.

Çok nostalcikim, bildiğin gibi değil.



Şimdi gelsin biri bana You Are My Sunshine desin. Ben de ona My Boy Lollipop diyeyim. Sonra böyle elimizde kocaman şekerlerle günbatımına doğru yürüyelim, el ele.


Evet, hadi yapalım bunu.





20 Nisan 2009 Pazartesi

Hayır böbeyim, onu bi' tek ben yapabilirim.


Siz hiç kütüphanenin en üst rafına ulaşabilmek için alttaki rafına basıp, sonra onu kırıp, yere düşüp, yaklaşık 150 dergiyi de üzerinize düşürdünüz mü?

Ben yaptım. Bence böbeyim, tarihe geçicem.

17 Nisan 2009 Cuma

Bilgi Yarışması


Şimdi ben hani sanki çok bi' b.k yapıyormuşum gibi "oo beybi, çok işim var ya; bildiğin gibi değil..." triplerine girmiştim ya işte şimdi burdan 70 milyona açıklıyorum durumu. Evet, sizin de bilmeye hakkınız var...

Neyse olayı mal gibi dramatize etmeyeyim. Mesele şuydu. Şimdi il geneli liselerarası bilgi yarışması varmış. Okulda bu işle ilgilenen geçen seneki müdür yardımcımız da takıma beni ve aynı zamanda eski sınıf arkadaşım olan 3 kişiyi seçmiş. Tabii mesele sadece bizi değil tüm okulu ilgilendirince, yarışma dahilindeki konular da 9. sınıftan 11. sınıfın ikinci dönemine kadar olan müfredat konuları (edebiyat, matematik, coğrafya, tarih, fizik, kimya, biyoloji, din, felsefe) ve buna ek olarak kapsamına her şeyin girebileceği genel kültür olunca (yani dünya, dünyalar, gezegenler, galaksiler kadar konu filan demek), biz de sadece 3 kişi olunca (çünkü 4. kişi yedek ve sadece birimize bir şey olursa yarışabilecek) ve eski konuları baya baya unutunca; bayaaaa bi' çalışmamız gerekti.

Hatta okuldan izin istedik neredeyse hiçbir derse girmedik, kütüphanede kamp kurduk filan. Aslında öyle çok da çalışmadık. İzin almamızın amacı derslere girmemekti. Genelde gırgırla şamatayla geçti. Çalıştığımız anlarda da çoğunlukla kütüphanedeki bilgisayarlardan internetteki bilgi yarışmalarını oynadık. Hem eğlenceliydi, hem de dünya kadar şey saçma salak şey öğrendik. Gerektiğinde notlar filan aldık, hoştu yani. Niye hoş olmasın ki, derse girmedik lan bir kere... Neyse işte tabii okulda çok konu çalışamayınca benim çalışmalarım hep eve sarkıyordu. Bir de bilgi yarışması olduğundan en küçük ayrıntılar bile çıkabilir diye hiçbir yeri atlayamıyordum. O yüzden kitabı didik didik çalışmak zorundaydım. Hatta bir ara dersane hocasından aldığım KPSS kitabındaki testleri filan da çözdüm. Tam bilgi yarışması tarzı filan diye (yoruma değil, bilgiye dayalı soru)... Lisede KPSS kitabı çözen ilk salak olarak tarihe de geçebilirim, onu farkettim bak...

Neyse işte, sonuç olarak bünyem çalışmaya alışık filan olmadığından yoruluyordum, sıkılıyordum, normal insanın 1 saatte çalışacağını oyalana oyalana 3 saatte çalışıyordum (bunda not çıkarmamın da etkisi olabilir tabii). O yüzden de diğer şeylere pek vakit kalmıyordu -ki bu diğer şeylere blog da dahil.

Tabii bu işin bahane boyutu. Bir de isteksizlik vardı. Böyle çok şey anlatmak istiyorum; ama hiçbir şey yazmak içimden gelmiyor, üşeniyorum filan. Hatta bu yazıyı ta çarşamba yazacaktım; ama çok zor geldi. Bugün de yazana kadar kaç kez niyet ettim, kaç kez vazgeçtim filan...

Neyse konu bilgi yarışmasıydı dimi, evet. Sonuç olarak çarşamba günü olan yarışmada, ilk aşamayı birincilikle geçtik. Şimdi önümüzde eğer devam edebilirsek ilki 4 mayısta olmak üzere 2 aşama daha var. Biz şimdiden derslerden çıkmaya başladık bile. Tabii her şey okulumuzu başarıyla temsil edebilmek için. Yoksa bunda bizim zerre kadar derse girmek istemememizin etkisi yok, cidden...

11 Nisan 2009 Cumartesi

Şimdi şöyle oluyör,

*

çok meşkülüm bu aralar. yapacak dünya kadar işim var. o yüzden ne yazı yazabiliyorum, ne de sizin yazdıklarınızı okuyabiliyorum.

gerçi bir tek
ayça merak etmiş; ama ben yine de bir söyleyeyim dedim.

oldu o zaman.


01 Nisan 2009 Çarşamba

Yanlış Zaman Yolcuları: Clementine


Hatırlamıyorum tam ama galiba geçen yazdı. Dream Tv'de çok hoş enstrümantel bir şarkı dinlemiştim. O zamana kadar hiç dinlemediğim Mat'ın bir şarkısıydı, altında da Yanlış Zaman Yolcuları film müziği yazıyordu.


Bir aralar sürekli çalıyordu Dream'de, benim de çok hoşuma gidiyordu; ama bilgisayar başına geçtiğimde de -örneklerini milyon kez yaşadığım gibi- unutuyordum şarkıyı indirmeyi. Sonra bir ara aklıma geldi; ama nasıl olduysa Mat'ın o filmde yer alan diğer birkaç şarkısını buldum, onu bulamadım.

Biraz önce tekrar aklıma düştü. Ve evet, bu sefer buldum. Şarkının ismi Clementine'miş. İsmi de pek hoşmuş meğer.