15 Mayıs 2009 Cuma

snow flakes*


Her gün biraz daha bozulan arkadaşlık ilişkilerimin bir gün düzelebileceğine olan inancım gittikçe zayıflıyor. *

Fat haricinde kimseyle ilişkim kalmadı diyebilirim. 9. ve 10. sınıfta çok iyi olmamıza rağmen ben bu sene alan ve dolayısıyla sınıf değiştirince kopmuştuk baya. Ama 1 aydır bütün gün beraber olunca eski günlerimize döndük. Belki de bana I'was'dan, ona da Nurkaya'dan aynı şekilde gelen sırt çevirişler, ortak problemler de etkili bunda...

Arada konuştuğumuz ve beni anlayan 3 kişi daha var gerçi... Bazen de onlarlayım.

Bir zamanlar çok yakın olduğumuz; ama sonra aramızın bozulduğu I'was kişisiyle ise her şey bitme seviyesine geldi neredeyse. Yüzüme bakmıyor, ben de onunkine... Bıktım artık yaptıklarından ve takmıyorum artık. Takamıyorum. Çünkü artık o kadar yoruldum ve bıktım ki. Bir dostluk tek kişinin çabalarıyla yürümüyor, hele de o diğer kişi artık sizi dostu olarak görmüyorsa... En ufak şeyini dahi paylaşmıyor, sizinle konuşmaya tenezzül etmiyor, en önemlisi de yüzünüze bakmıyorsa... (Ki zaten son olaylardan sonra benzeri bir durumda kendimden taviz vermemekte kararlıydım. En azından bu sefer daha onurlu davrandım kendime karşı.) Kendine türlü türlü şerefsizlik yapan insanlarla kanka olup, -benle paylaşmadığı- her şeyini paylaşıyormuş diye duydum bir de. Eh, tercih meselesi bir şey diyemem. İlişkileri, erkek arkadaşı, problemleri filan... Kendisine hayatta başarılar diliyorum.

Ve Nurkaya'nın da beni önemsemediğini öğrendim. Beni artık eskisi gibi görmediğini, pek fazla bir paylaşımımızın olmadığının farkındaydım zaten. Ama başka arkadaşlarının erkek arkadaşlarının ve erkek kardeşlerinin bile bildiği şeyleri bana söylemediğini; hatta o şeylerin bana söylenmemesi için "amélie'ye söyleme" şeklinde tembihlenen insanlar olduğunu bilmiyordum. Bunu ilk duyduğumda boğazıma bir şey düğümlendi, gözlerim doldu, konuşamadım... Çünkü benim en çok değer verdiğim 3 arkadaşımdan biriydi. Annesini bile öyle severdim ki, benim için öz teyzeden hiçbir farkı yoktu -hala da yok-.

Evet, kime nasıl davranacağını bilmeyen bir zavallıyım ben. Herkese öylesine değer veriyorum ki, onların bana verdiklerinden o kadar fazla değer veriyorum ki, belki de tüm bunların olmasının sebebi benim. Yoksa nasıl olur da bütün ilişkilerim böyle mahvolur?


*

Neden yazıyla hiçbir alakası olmamasına rağmen -hem de bahar gelmişken- bu resim?

- Aklıma Nana'nın bir keresinde söylediği bir şey geldi; her bir kar tanesinin dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğu... *


3 yorum:

Parisienne dedi ki...

Bazen insanlara fazla değer vermemk gerek, yoksa dediğin gibi bu sefer onlar senin canını acıtıyorlar. İlkokuldaki arkadaşlarımla hiç görüşmüyorum, onlar buna değmezmiş senin gibi bende yürütmeye çalıştım ama lisede insanlara çokda değerlilermiş gibi davranmadım , çok bağlanmadım ve şimdiye dek birkaç canımı sıkan olay dışında herşey iyi gitti diyebilirim. İnsanların olduu her yerde problemler vardır. Suçu kendine yükleme ve üzmemeye çalış. Bir zaman gelcek ki sende boş yere üzüldüğünün farkına varacaksın :) Kendine iyi bak bu zaman zarfında.

supertramp* dedi ki...

"Kendisine hayatta başarılar diliyorum."
söylenebilecek en iyi söz.
:)

Amélie Poulain dedi ki...

Parisienne: Evet işte, tüm sorun kime ne kadar değer vereceğini bilamemekten kaynaklanıyor aslında. Takmıyorum. En iyisi buymuş gibi geliyor...

supertramp*: =)