27 Kasım 2011 Pazar

zaman gerek bana, bekliyorum.

Biz beğenmiyoruz filan ama bence şu dünya üzerindeki en gerçekçi şarkı sözleri İsmail YK tarafından yazılmış. Yok cidden şaka yapmıyorum, dinlediğim tüm o indie müzikler üzerine alınmasın lütfen ama hakikaten şaka yapmıyorum. Ne demiş sevgili YK:
"beni beğeneni ben beğenmem, benim beğendiğim ise beni beğenmez"

Tamam işte. Evrenin düzeni tam olarak da bu şekilde işlemiyor mu Allah aşkına? Olay tam olarak da bu değil mi. Siz birinden hoşlanıyorsunuz ya da gerçek anlamda birini seviyorsunuz, ama o sizin varlığınızın farkında bile değil; öte yandan gerçekten sizi seven insanlar var, ama bu da sizin için en ufak bir anlam bile ifade etmiyor. Çok trajik aslında bu. Ya da her şey takdir-i ilahi/karma (artık hangisine inanıyorsanız) ile alakalı bilemiyorum.Aslına bakılırsa evrenin genel hali çok trajik, bu beni gerçekten üzüyor; ama neyse ki henüz benim durumum o kadar da acıklı değil. Hoşlanma aşamasından ileriye geçemedim ben çok şükür, hatta daha çok hoşlanmadan öte hayranlık diye tabir edebileceğim bir durumdu benimki daha çok. Ama maalesef bir kısmı geçmişte kalmış ve bir kısmı da şu an hali hazırda benden hoşlanmakta olan birkaç kişi var ve hatta sanırım bu durum hoşlanmanın da ötesinde. Ve bu durumun kendimi ne kadar kötü hissetmeme yol açtığını tahmin bile edemezsiniz.

Aslında normal kız davranışı genelde şudur: birisi sizden hoşlanıyorsa eğer (o kişi kim olursa olsun) bu durum sizi memnun eder. Çünkü bu sizi de birilerinin beğenebileceğinin kanıtıdır. Hatta bu kız ya da erkek fark etmez, herkes için geçerlidir. Ama bu karşılıksız hoşlanma/sevme/aşık olma durumları beni gerçekten çok rahatsız ediyor. Çünkü kimse üzülsün istemiyorum. Karşılık verme ihtimalimin olmadığı insanlar bana karşı hisler beslesin istemiyorum. Sonuçta karşılık bulamamak daima acıtır ve kimsenin benim yüzümden canı acısın istemiyorum. Bu, insanın önceden planlayabileceği bir şey değil, farkındayım; ama yine de ne bileyim işte. Hem mesela bana da aynı şey olacak belki. Çok korkunç. Trajik. Bence tüm insanlık bu durum için oturup ağlamalıyız. Düşünsenize, sürekli yanlış insanlar için çabalıyoruz, üzülüyoruz.

İşte bu sebepler dolayısıyla, biri benden hoşlanacak diye ödüm kopuyor. Benim yüzümden üzülsün istemiyorum çünkü kimse. Ve öyle de pis bir huyum var ki, karşıdaki kişinin benden hoşlandığına dair duyumlar aldıysam ya da öyle bir şey hissettiysem, o andan itibaren o kişiye o kadar ters, o kadar kötü davranıyorum ki düşmanım olsa ancak öyle davranırım herhalde. Düşene bir tekme de ben vurayım değil aslında amacım, her ne kadar öyle görünüyor olsa da. İstiyorum ki hiç açılmasın bana. Hatta bırak açılmayı, sevmesin beni artık, hoşlanmasın benden. Gıcık biri olduğumu düşünsün mesela, nefret etsin benden. Sorun yok gerçekten. Ama olmayacak bir şeyi yaşamasın kendi içinde, üzülmesin kendi kendine. Çünkü çabalamaya, üzülmeye değer insan ben değilim onun için.


En az Ted Mosby kadar "The One"cı bir insanım. İstiyorum ki sadece biri beni gerçekten sevsin, ben de onu gerçekten seveyim. Doğru yerde, doğru zamanda birbirini bulan doğru insanlar olalım ve tamam işte "end of the story". Bu kadar. Dallanıp budaklanmasın hiç olay. Aşk üçgenleri bilmemneler filan hiç olmasın. Ve bence bir insan O'nu gördüğünde anlar, ilk andan itibaren hem de. Yani birini O yapmak için çabalamaz. O yüzden "en azından birbirimizi tanıyalım" olaylarına da hiç girmiyorum. Yani çünkü sen O olsan anlardım zaten ve bence O değilsen birbirimiz için vakit harcamamıza hiç gerek yok. Hal böyle olunca yukarıda bahsettiğim durum gerçekleşmiş oluyor.


Gerçi ben muhtemelen bu "The One" kafasıyla 'huysuz ve yaşlı kadın' olacağım ama ne yapalım, demek ki bazı insanların da bu dünyada yalnız kalması gerekiyor.

Hayat çok zor ya, çok karışık. Hakikaten.

12 yorum:

Kısaca Fd dedi ki...

Sana naçizane tavsiyem. Sana âşık olmasından korktuğun veya öyle olduğunu söyleyen biri varsa ona asla "seni üzmek istemiyorum. Üzülmeni istemiyorum. " deme bunları işte. Çünkü karşı taraf senin bu iyi niyetli sözlerini alıp "evet bu kız kesinlikle doğru insan. O bir melek. Bu kız için acı çekmeye değer." diyecektir . Yalnız bişey daha var. Böyle düşünmüşse m erkek iyi kalplidir . Ama tecrübelerim kızların iyi kalpliler ile yalnızca dost kaldıkları. Kötülere de aşık oldukları. Neyse iste dediğin gibi karışık şeyler bunlar ☺

Uyumayan Ses dedi ki...

Sonu dışında katılıyorum, aşk hayatı zorlaştıran bir şey değil bence. O kişiyi beklemek biraz sinir bozucu, hatta bulamayabilirsin de. İnsan yalnızlığın tadını da çıkarmalı biraz, mutsuzluğun da tadını almalı ki mutluluğun ne demek olduğunu anlasın.

JG dedi ki...

Yok ya. Ben her kelimesine katıldım. Aynı şeyleri ben de yaşıyor ve düşünüyorum çünkü. Ama nasıl derler hani, sanırım akışına bırakmak lazım bazen.

Özge dedi ki...

Geçen sene birisiyle karşılaşmıştım. "O" olduğuna adım gibi emindim. Çünkü daha tanımadan, bilmeden sadece ilk gördüğüm andaki izlenimimle onu tanıyıvermiştim. Kişilik konusunda pek de yanılmadım. Ama senin için "O" olan insan senin için "O" diye düşünmezse noluyor lan. "O" değil mi o şimdi? Çok karışık meseleler.

Amélie Poulain dedi ki...

Kısaca Fd: Yok, zaten dediğim gibi hiç de öyle meleğimsi davranışlarda bulunmuyorum. Üzülmelerini istemediğimi onlara belli etmiyorum. İŞte bildiğin pislik gibi filan davranıp sürekli tersliyorum benden nefret etsinler diye. Ama bilemiyorum işte.

Uyumayan Ses: Bekliyoruz zaten, yapacak başka bir şey yok şimdilik. (:

JG: Bırakmak istiyorsun ama her zaman da olmuyor işte. Bakalım, zaten insan ne yapmaya çalışırsa çalışsın bazen engel olamıyor olacaklara.

Özge: Kesinlikle çok karışık. Mesela biri senin için "sen benim için O'sun" diyor; ama ben ona bakıyorum en ufak bir şey hissetmiyorum. Yani mümkün değil, O olması. Ama bu nasıl olur ki? Biz hiç öyle izlemedik filmlerde, hiç öyle okumadık kitaplarda. Yani eğer birbirleri için gerçekten O iseler ikisi de fark etmeli bunu, değilse ikisi de etkilenmemeli. Ya da belki aynı şey benim de başıma gelecek. Çok korkunç ya of.

Kısaca Fd dedi ki...

"Bildiğin pislik gibi" . Kızma ama güldüm ☺

Amélie Poulain dedi ki...

Kısaca Fd: Yok kızılacak bir şey yok zaten. Kulağa komik geldiğinin farkındayım ama işte böyleyken böyle yani.

Kısaca Fd dedi ki...

Yani böyle ciddi bir konuya bahçede kuşburnu toplayıp yerken cevap verince ister istemez olayın ciddiyetinden uzaklaşıyor insan ☺

Sam dedi ki...

çok katıldım sana! ben de the one'cı bir insan olmuşumdur hep ve beklediğim adamı bulduğum için bunların ne kadar da doğru olduğunu anladım sonunda. inanmaya devam etmek lazım (:

Amélie Poulain dedi ki...

Sam: Demek ki hala umut var. (:

Nesli dedi ki...

Aynı kaderi paylaşacağız sanırım :) Bana göre ise aşk samimidir, özeldir. Her önüne gelene aşkı yaşatmaktansa biriktirip tek seferde harcamak daha güzel olsa gerek. :)

Adsız dedi ki...



Feel free to surf to my web-site :: how to win the lottery