sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2010 Pazar

Country ruhun ilacıdır.


En son burayı ne kadar özlediğimi yazdığım kısmı saymazsak buraya son yazdığım tarihin üzerinden 6 ay geçmiş.

Bu sene işte YGS, LYS bilmemne derken oradan oraya koşturmaktan o kadar bitkin düştüm ki ne yazmaya ne okumaya ne de izlemeye fırsat bulabildim. Dün her şey bir şekilde sonlanmışken şu an her şey için bu kadar keyifsiz olmamsa bence açıklanamaz. Bir arkadaşım status'üne "Keşke sınavdan sonra yapacaklarımızı yazsaydık, biri bana hatırlatsın." yazmış. Daha fazla katılamazdım. Sene içinde dünya kadar kitap aldım ki yazın okuyayım, yaz içinde bitirebileceğimden çok daha fazla hatta. Dünya kadar film/dizi ayarladım. Dünya kadar plan yaptım. Ama sanki tüm bunları yapabilmem için gereken enerjinin son kısmını da dün sınavda harcadım. Şu an her şey o kadar büyüyor ki gözümde. Çoğunlukla müzik dinliyorum. Genelde dingin, huzurlu, huzuru arayan şarkılar, sesler. 2 tane country şarkısı var, 4-5 gündür sürekli onları dinliyorum. Orijinalleri ve tüm coverları ile birlikte.

İlki şu an Nina Simone (ki kendisi benim için çok önemlidir) coverını dinlediğim Mr. Bojangles. Şarkı Jerry Jeff Walker'a ait muhteşem bir country şarkısı ama onunla kalmamış tabi. Sayısız kişi coverlamış: Nina Simone, John Denver, Bob Dylan, Harry Belafonte, Sammy Davis JR, The Byrds, Robbie Williams ve daha birçok kişi. Şarkıda bahsi geçen Mr. Bojangles Jerry Jeff Walker'ın New Orleans'ta tanıştığı bir sokak dansçısı.

Şarkının (orijinal) Jerry Jeff Walker'lı hali şöyle:

Beni şarkıyla tanıştıran Nina Simone coverı da şöyle:

Ama diğer coverlarına da bakmanızı tavsiye ederim. Çok güzel yorumlar var çünkü.


Bahsedeceğim ikinci şarkı ise yine sayısız kişi tarafından coverlanmış çok ünlü bir country şarkısı, John Denver'a ait Take Me Home Country Roads. Düşününce evden ayrılmaya daha bir 3 ayım filan var; ama neden böyle memleket özlemiyle yanıyormuş gibi şarkılar dinliyorum bilmiyorum. Bana huzurlu gelen bir yanı var şarkının, sebebi o galiba. Bu şarkının da Lynn Anderson, Toots and the Maytals, , Israel Kamakawiwo'ole ve daha birçok farklı kişi tarafından yapılmış coverı bulunmakta.

John Denver'a ait (orijinal) hali şöyle:

Ve şu an yazının kontrolüm dışında geliştiğini fark ediyorum. Amacım aslında ne kadar sıkıntılı olduğumu, şu sınav sürecinin ve o süreç içinde yaşadığım bazı olayların beni ne kadar yıprattığını yazmaktı ama müzik deyince birden yazının ekseni kaydı. Sanırım onlar da başka yazılara sarktı artık.

15 Ocak 2009 Perşembe

Sınav: bir nevi karın ağrısı


Soru: 3. sınavlarla canhıraş bir halde boğuşmakta olan bir öğrenci nasıl olabilir?
Cevap: Benim gibi mesela.


* Stresten karnımda urlar çıkacak yakında. Evet, strese girdiğimde karnım ağrıyor benim. Başkalarının da ağrıyor. Mesela dün Serim çok fena karın ağrısı çekiyordu. Strestendir sanıyordu(k); ama apandisi patlamış, ameliyat oldu. Ama konumuz Serim'im apandisi değil elbet...

* Bazı hocaların hayatı neden bu kadar zorlaştırdıklarını anlamak mümkün değil. Zaten sınavlar feci halde can sıkıcı, bir de ilkokul çocuğu gibi defter kontrolü yapmanın ne gereği var allasen! Dil anlatım, geometri, inkılap, coğrafya, ingilizce defterlerim yok mesela. Hiç de eksikliğini hissetmedim (aslında birkaç kez hissettim), ne güzel geçinip gidiyordum; ama nerden çıktıysa birden defter kontrol etme modası çıktı. Bunca sınav arasında defter geçirmek resmen zulüm. Sağ elimin başparmağı nasır olacak yakında... Daha da kötüsü bugün inkılapçının yanına gittim defteri göstermeye, "ben zaten verdim notları, gerek yok" dedi. İnsaf be, emeğe saygı! Öküz gibi yazmışım, bari bi' baksaydın dimi?... Geometrici de aynı şeyi yaparsa yarın atacağım kendimi pencereden. Ama bizim sınıf birinci katta, ölmem. Sakat bile kalmam. Sadece bir yerlerimi kırarım, alçılı alçılı dolaşırım artık aylarca....

* Uykusuzluk çok kötü bir şey. Mesela dün günler sonra ilk kez okuldan gelince uyuma fırsatı buldum ve tam 3 saat uyudum. O ne huzurlu 3 saatti... Uyanınca kendimi çok mutlu hissettim. Ve inanamadım uykusuz olmamama.

* Dün bana uzun gelen bir aradan sonra tekrar Yaprak Dökümü vardı. İngilizce sınavımın olması bunu engelleyemezdi elbette. Nitekim vakti zamanında geometri sınavının olması da engelleyememişti. Sonuç olarak diyeceğim şey şu; yeni Şevket çok salak. Hiç sevmedim ben onu.

* Yarın 3 tane sınavım var ve biri matematik. Ve ben kendimi pencereden atsam bile ölmüyorum...

8 Ocak 2009 Perşembe

Naağyır, nolamaz!



Ah bee... Yine sınavlar başlıyor. Niye şu öğrencilerin de kafa dinlemeye ihtiyacı var diye düşünmezler ki sanki? Yazılılar, sözlüler, performans sınavları, okul denemeleri, dersane denemeleri...

Ceza mı buuuuğğ
Çektiğim çile miğğğ


Oha, o kadar da salaklaşmaya gerek yok ki!

12 Eylül 2008 Cuma

ÖSS Kalksın, Yaşama Zaman Kalsın

ÖSS amma da çok tartışılıyor değil mi şu ülkede? Kimileri ÖSS sınavı diyor, kimileri öyle diyenlere gıcık oluyor. Kimileri eğitim sistemine sayıp sövüyor, eleştirirken kendinden geçiyor.

Gün aşırı sistem değiştiren bir ülkedeyiz. Birini öğrenmeden başka bir sistemi önümüze koyuyorlar. Biz de çoktan bunu kabullenmiş olarak, "sıradakii '" modunda bekleyip duruyoruz. Neredeyse her gün bir şekilde bahsediyoruz ya da en azından duyuyoruz. Bir lise öğrencisiyseniz, hele de ÖSS'ye hazırlanıyorsanız ve ilerideki hayatınızda iyi bir mesleğe (iyi meslek de ne yahu? kime, neye göre iyi? size göre mutlu olunan, başkalarına göre bol parası olan meslek olsa gerek.) sahip olmak istiyorsanız, hayatınızın eksenine oturuyor. Artık siz çoktaaan 'çoktanseçmeli' bir hayatın kölesi olmuşsunuzdur hem de seçemeden.

Okul, dersane, kitaplar, soru bankaları, yaprak testler, etüttler, ders tekrarları, denemeler... Okurken bile içi sıkılıyor insanın, uzatmamalı o yüzden. Peki ne tüm bunlar? Bir ÖSS gencinin hayatı, seneleri. Çalışıp didinirken kaybettiği eğlenceli anlar, yaptığı fedakarlıklar. Düşünmesi bile boğucu, kasvetli. Ama ne var ki gerçek bu. Bir sınav var 180 sorusuyla, otura otura bir taraflarımızı uyuşturacak kadar uzun 195 dakikasıyla (gerçi o anki stresten kimin aklına bir tarafları gelir orasını da bilmiyorum ya neyse). İstemiyoruz, hoşlaşmıyoruz kendisinden. Ama genç yönünden maaşallah dedirtecek derecede bir nüfusa sahibiz ve mutlaka bir şeyler yapılacak ve içlerinden bazı kişiler seçilecek falan fıstık.

Yani ne kadar da isyan etsek biliyoruz ki ismi ÖSS olsun, YÖGES olsun DÇS (dümbelek çalma sınavı) olsun; ne olursa olsun bir sınav olacak ve biz oflaya puflaya hayatımıza bu sınavı bir şekilde sokacağız. Sokmakla kalmayıp, bir de hayatımız yapacağız. Bu sınavın alternatifi var mı? -Zor. Varsa tutar mı? -Hiç sanmıyorum. Ama yine de insanın diyesi geliyor... ÖSS kalksın, yaşama zaman kalsın !