27 Şubat 2009 Cuma

Ode To My Teachers


Deep Purple hadisesi yüzünden oluşan şaşkınlığı yeni üzerimden atmıştım ki, Coğrafyacının dağıttığı ders notlarından birinin arkasında Ode To My Family'nin çevirisine rastlamamla tekrar dumurlar alemine yolculuk ettim.


Hayır, yoksa bu hocaların bize göstermedikleri bi' yüzleri filan daha var da biz mi bilmiyoruz? Cidden çok merak ediyorum.


Geç gelen edit: Başka bir kağıdın arkasından da Sting'in Desert Rose'unun çevirisi çıktı! Ve sanırım tuğçe'nin bakışıyla bunun açıklaması da, hocanın çöllerin coğrafyadaki yeriyle ilgili araştırmasının amacından sapmış olması...

24 Şubat 2009 Salı

Britney Spears demek, sosyal sorumluluk demek.



Serviste dinlemek için benden cd hazırlamamı istediler ve ben de maksimum kişinin zevkine hitap etmesi muhtemel, karışık bir mp3 cd'si hazırladım.

Emre: sadece audio çalıyosa

Emre: napcaksın?

~ amélie: kendileri kaybederler.

Emre: sosyal sorumluluk içeren bi proje değil yani?

~ amélie: içine britney spears bile koydum, bence bu kesinlikle sosyal sorumluluk içeriyor.

Geometri dersinde Deep Purple dinlemek


Geometri dersinde Deep Purple dinlemek çok güzel bir aktivite sayın seyirciler. Kendi mp4'ümle dinlemek zaten daha önceden alışık olduğum bir durumdu; lakin hocanın ders anlatırken biz lab.a girmeden önce laptopında dinlediği şarkıyı -Soldier of Fortune- açması ve dersin son dakikalarını o şarkının eşliğinde geçirmek hem alışılmamıştı hem de harikaydı.


Evet evet, biz bunu hep yapalım. Zaten laptoplar sadece ders anlatmak için icat edilmiş olamazlar değil mi? Ayrıca bu durumdan geometricinin de oldukça hoşnut olduğundan eminim.

21 Şubat 2009 Cumartesi

8*


* Bu bilgisayar yasağı denen şey berbat bir şey. Gerçekten.


* İnternetimin başına buyruk davranması hiç hoş değil. Canı istediğinde gidip-gelmek gibi.


* Hala daha adam gibi yazı yazmamam/yazamamam gerçekten de içler acısı.


* Artık kitap okuyamama halim sona erdi çok şükür. Eskiden olduğu gibi delicesine kitap okuyorum, muhteşem bir şey bu!


* Yukarıda bahsettiğim ruh hali bana Eylül'ü bitirtti dün itibariyle (bu cümleyi kurabilmek ne güzelmiş!). Aslında bunda başladığım kitabı yarım bırakınca suçluluk hissetmemin çok büyük etkisi var.


* Hiç ders çalışmıyorum/çalışamıyorum. İşte bu kötü.


* Arkadaşlık ilişkilerimin farkına varmadan bu hale gelmesi üzücü. Oysa benimle sorunu olan gelip adam gibi konuşsa böyle olmayacak, saçma tavırlar hiçbir şeyi çözmüyor çünkü. Ayrıca beni yok saymak için de iyi bir sebepleri olabilir tabii; ama keşke yapmasalar.


* İnsanların güvenip bana sorunlarını anlatmalarını ve bunlara çözüm bulmak için çabalamayı seviyorum. Tam da şu an olduğu gibi.

8 Şubat 2009 Pazar

Merak ediyorum da,


son günlerde canım neden hiç blog yazmak istemiyor?

*

5 Şubat 2009 Perşembe

"Aç karnına uçma" demişti annem bana.

Ballerina Witch kişisi mimlemiş beni. İlk defa gördüm bu mimi ve gayet de hoş buldum.

Şöyle ki;


1. Paraşütle atlamaya karar verdiniz ve ilk atlayışınızı yapmaya hazırlanıyorsunuz. Yerde sıranızı beklerken yukardan atlayanları seyrediyordunuz... Aklınızdan neler geçiyor?

- Oha, resmen uçuyor lan! Yok, kuşmuş o.
Hah, gördüm. Oha, resmen düşüyor lan! Şimdi paraşütü açılmazsa amma olay olur haa!.. Acaba nasıl olur? Beyni, bağırsakları filan dağılır mı ki? Çok ses çıkar mı yere çarparken? Aslında bu hızla direk magmaya ulaşır o, cesedini bile bulamayız...
.....
Tüh, açtı be!


2. Sıranız geldi ve uçak üçbin metreye yükselirken siz de kendinizi hazırlıyorsunuz. Arkanıza hiç bakmadan önünüzde açılan kapıya geliyor ve kendinizi aşağıya bırakıyorsunuz. Aşağıya atlarken ne diye bağırıyorsunuz?

-Tek rakibim Türk Hava Yolları.


3. Güvenli bir biçimde yere indiniz. Paraşütünüzü toplarken bir eğitmen size doğru geliyor ve birşeyler söylüyor. Eğitmen ne söylüyor?

- Van münüts, van münüts...


Ben de Hulahobik Zombi, Eylül Kızı ve T. Dördın'ı mimledim!

3 Şubat 2009 Salı

Yeni gözlüklerin getirdiği baş ağrısından mütevellit saçmala-ma


Bilin diye söylüyorum, hani benzer bir durumla karşılaşırsanız önceden hazırlıklı olun diye; insanın doğumgününde gözlük numaralarının birkaç kat artması kesinlikle dehşet verici bir şey, berbat.

Daha da kötüsü düne kadar kullandığım gözlüklerden birden (bugün) bu yeni hiper-numaralı gözlüklere geçmek ben de feci bir baş ağrısı yaptı, yapıyor. Hatta öyle bir baş ağrısı ki yeni gözlüklerden vazgeçip eski gözlüklerimi takmama sebep oldular. Evet, bu yazıyı da şu an onlarla yazıyorum. Her şeyi rahatlıkla göremiyordum, yamuktular, camları çizik çizikti, yer yer çerçevesinin boyası kalkmıştı; ama çok rahattı be! Baş ağrısı yok, acı yok...

Off... Çok fenayım beybi!

2 Şubat 2009 Pazartesi

17*


Bugün 17 olduğuma dair söylentiler var. Bilemiyorum.